0  

Erdem

[İlk makalenin sadece önemli kısımları çevrilmiştir.

Dr. Michael Yeadon Pfizer/Biontech isimli aşı firmasında başkan yardımcısı ve bilim ekibinin başı olarak görev yapmıştı. Makalenin tamamını buradan okuyabilirsiniz.]

Bilimsel kaynakları incelediğimde 2003'te dünyada bir miktar yayılan SARS adlı virüse %80 oranında benzer olduğunu okudum. Bundan daha fazlası da var : Soğuk algınlığına neden olan alelade korona virüslere oldukça benziyor.

Bu nedenle bu korona virüsün dünya çapında hareket ettiğini duyduğumda diğer insanlar kadar endişe duymadım, çünkü soğuk algınlığına neden olan dört alışılmış korona virüs olduğu için, nüfusun büyük bir kısmının bu virüslerden birine maruz kaldığını ve muhtelemen güçlü bir koruyucu bağışıklığa sahip olacağını düşündüm.

Yılın bu zamanı, her 30 kişiden yaklaşık biri bu korona virüslerden dolayı soğuk algınlığı geçirir. Bu yüzden bu korona virüslerden birinin neden olduğu soğuk algınlığına maruz kalan insanlar artık SARS-CoV-2'ye karşı da bağışıklık kazanmışlardır. Yani nüfusun %30'u başlamadan önce korundu.

Ne yazık ki nüfusun %90'ından fazlasının savunmasız olduğu söyleniyor.

Bu inanılmaz derecede yanlış.

Dünyanın en iyi bilim adamları tarafından, en iyi hakemli dergilerde yayınlanan makaleler yanıldıklarını söylüyor : nüfusun % 60'ı bağışıklık kazandı, basitçe söylemek gerekirse büyük ve büyüyen bir salgın olması mümkün değil.

Peki eğer öyleyse basın neden bize salgının bittiğini söylemiyor?

Bitmedi çünkü * SAGE öyle olmadığını söylüyor.

Peki Mike, eğer bittiyse, neden hala SARS-CoV-2 yüzünden yüzlerce ölüm oluyor?

Ve bu konuda çok düşündüm. İnsanların burun ve bademciklerinden ufak bir çubuk kullanılarak yapılan bir test var. (PCR testi olarak adlandırılıyor)

Ve aradıkları şey virüs değil - virüsü aradıklarını düşünebilirsiniz, ama değil. Aradıkları bir parça kalıt dizilimi; RNA olarak isimlendiriliyor. Ne yazık ki ki bu RNA parçası sadece insanlar virüsü kaptı, hasta olacak ya da zaten hasta ise bademcikleri ve burunlarında bulunacak diye bir kaide yok. Ayrıca önceki haftalarda, hatta bazen aylar önce hastalık bulaştıysa da bulunacaktır.

Bunun neden kaynaklandığını size izah etmeme izin verin.

Eğer hastalık size bulaştı ve virüsü def ettiyseniz (ki çoğu insan bunu yapar), vücudunuzda parçalanmış, ölü virüs parçaları bulunur.

Ve böylece haftalar ve aylar boyunca vücudunuzun bağışıklık sisteminin yok ettiği, parçalanmış ve ölü virüs parçaları bulunur.

Ancak PCR testi virüse ait RNA'nın canlı bir virüsten mi yoksa ölü bir virüsten mi geldiğini ayırt edemiyor. (Yukarıda izah ettiğim gibi)

Bu yüzden sonuç artı çıkan PCR testlerinin büyük bir bölümünün aslında "soğuk artı" olduğunu düşünüyorum : örnekte virüse ait bir RNA olduğunu tespit edebiliyorlar - ama bu RNA ölü bir virüse ait.

Onlara zarar veremez, hasta olmayacaklar, başka kimseye bulaştıramazlar. Yani bulaşıcı değiller.

Bu, sözde sonuç artı çıkan vakaların büyük bir bölümünü oluşturuyor. Bunlar virüsü yenen insanlar.

Neden fiziksel bulaşma ile bu hastalığı yenen insanları ayırt edemeyen bu testi kullanıyoruz?

Bu test şimdiye kadar hiç bu şekilde kullanılmadı - ve bu alanda çalıştım.

Bu uygun bir teknik değil, eğer bir kişinin suç mahallinde bulunup bulunmadığını tespit etmek için DNA testi yapmak istiyorsanız, adli vakalar için kullanabileceğiniz türden bir tekniktir.

Bu test bu iş için uygun değil ve kesinlikle uygulandığı şekilde yapılmamalıdır.

Günde yapılan test sayısını arttırdığımız için giderek daha az deneyimli laboratuvar elemanını işe almak zorunda kaldık ve şu anda hiç bu alanda hiç profesyonel olarak çalışmamış insanları kullanıyoruz. Böylece hata sıklığı artıyor, bu da hatalı artı sonuçların artmasına neden oluyor.

Böylece hiç virüs olmayan bin kişiye test yaparsanız akıllara zarar bir şekilde on tanesi sonuç artı çıkacak.

Bu da virüs mevcudunu binde ona yani % 0.1'e çeker.

Günde yapılan test sayısı arttıkça, çok deneyimli olmayan, fazla çalışan laboratuvar elemanı tarafından yapılan hataların sayısı artar.

Şu anda yoğun bakım yataklarında bir ay ya da daha öncesine göre daha fazla insan var. Mevsimsel olarak sonbaharın sonlarından, erken kışa geçtiğimiz için bu gayet normaldir: bu yataklar kullanılacak.

Ancak geçen yılın aynı dönemine göre daha fazla insan yok, ulusal düzeyde yatak sayımızın yetersiz gelmesi gibi bir durum yok.

Fakat sanırım ne olduğunun farkındasınızdır : Eğer vefat ederseniz "Kovit" ölümü olarak hesaba katılacaksınız.

Fakat bu doğru değil; insanlar çeşitli nedenlerle hastaneye gittiğinde (örneğin bacağı kırılan birisi hastaneye gidecek) %3'ü sonuç artı olarak sayılacak ama hasta değiller, virüsü almadılar.

Bu artı sonuç hatalı, eğer vefat ederlerse "Kovit" ölümü olduğu söylenecek - aslında değil. Başka bir nedenden dolayı vefat ettiler.

[* SAGE : İngiliz Bilin Kurulu ]

Belçika Hükümeti eczanelere zehirli madde içeren 15 milyon adet maske dağıtmış olabilir.

Brussels Times'in haberine göre, Belçika Hükümeti eczanelere zehirli madde içeren 15 milyon adet maske dağıtmış olabilir.

Belçika Halk Sağlığı Kurumunun gizli raporuna göre maskeler solunduğu zaman solunum sistemine zarar verebilecek gümüş ve iki oksijenli titan nano parçacıklar içeriyor.

Brussel Times'in haberinin tamamını buradan okuyabilirsiniz.

15 Mart 2021 Kanada'da Yeni Bilimsel Bulgular

Kanada'da Klinik Araştırmalar Dergisinde altında neredeyse otuza yakın bilim adamının imzası bulunan, hakemli bir bilimsel çalışma yayınlandı.

Bu araştırma yetişkinlerin %90'dan fazla bölümünün doğal yollarla SARS-CoV-2'ye hali hazırda bağışıklık kazandığını ortaya koyuyor.

https://insight.jci.org/articles/view/146316

Tüm bu bilimsel bulgular daha önce Almanya'da Johannes Gutenberg Üniversitesinde mikro biyoloji kürsünün başkanlığını yapmış Profesör Sucharit Bhakdi ve Dr. Michael Yeadon'un açıklamalarını doğruluyor.

[15 Mart 2021'de Kanada'da yapılan ve altında yaklaşık otuz bilim adamının imzası bulunan bilimsel makale eklenmiştir.]

Aşılar can alır

VAERS ("Vaccine Adverse Effects") Amerika'da aşı yan etkilerinin bildirildiği bir yazılım.

7 Mayıs 2021 tarihi itibarı ile 4057 vefat, 3548 hayati tehlike, 2475 kalıcı hasar ve 25.566 acil servis/doktor ziyareti bildirilmiştir.

Vaers aşı yan etkileri

Eğer rakamları incelerseniz vefat oranının % 2.1, kalıcı sakatlık oranının %1.8 gibi çok yüksek değerler olduğunu görebilirsiniz.

Güncel rakamlara buradan erişebilirsiniz.

Yukarıdaki bilimsel araştırmada insanların büyük bir bölümünün zaten hali hazırda bağışıklık kazandığı belirtilmişti.

Dr. Neva Banes ve Profesör Sucharit Bhakdi gibi bilim adamları virüs doğal kalıtsal değişime uğradığı için aşısı olmayacağını söylüyorlar.

Acaba insanlarımız, aşı diye tanıtılan bu kimyasalların bu kadar yüksek düzeyde ölüm oranına sahip olduğunu biliyor mu?

Nüfusun büyük bir bölümüne aşı vurulduğunu kabul edersek hesaplamayı kendiniz yapabilirsiniz.

Bu rakamlar sadece bildirilen yan etkilerin istatistiklerinden oluşuyor.

İnsanlar hayatını kaybetmiş, bu nedenle söz konusu yazılımla kayıt altına alınmamış da olabilir.

Bu konuda yasal soruşturma başlatılmış olmasını, ülke insanımızın sağlığı açısından önemli buluyorum.

Esenlik Bildirisi

sağlık

  yanıtla

Yanıt yaz